Destek 800 335 335
News

News

  • Home
  • News
  • “Almanların üstesinden gelmek için esnek olmak”
4/27/2017

“Almanların üstesinden gelmek için esnek olmak”

Massimo Degli Esposti

Sayın Fava, önemli bir soyadı taşıyorsunuz: 3 nesildir süregelen 80 yıllık bir iş geçmişi. Ayrıca Ferrara gibi, sanayi bakımından çok fazla yönelimi bulunmayan bir yerde. Bunu nasıl açıklıyorsunuz?

«Biz Cento’luyuz. Ferra’nın bir ilçesi, ancak kültürel ve ekonomik bakımdan Bologna veya Modena’yla daha ilişkili bir yer. Burada mekanik gelenek oldukça güçlü. Vm (şimdiki FCA), eski Lamborghini ve Fava’yı düşünün, hepsi birbirine bir taş atımı mesafe uzaklıkta».

Emilia-Romagna Bölgesi’nin kalanında da durum böyle, ancak neredeyse bir asırdır faaliyet gösteren çok fazla aile yok. Sizin şansınız mı yaver gitti yoksa ileriyi daha iyi mi kestirdiniz?

«Şans her zaman lazımdır ve bize her zaman yardımcı oldu, çünkü ailemizde her zaman şirketlerimizi idare etme tutkusuna ve kapasitesine sahip birilerini hep oldu. Ama aynı zamanda bu klasik veraset krizi önlemek için çok da çalıştık. İki binli yılların başında “jenerasyon savrulması” adı verilen etkileri yaşamaya başladık ve mirasçı ortakların sayısı da oldukça fazlalaşmıştı. Babam Enrico ve kardeşim Luigi o dönemde Relfin Holding’i kurarak ve diğer ortak durumdaki aile üyelerinin hisselerini, ailelerin bütün hisseleri satın alması yoluyla tasfiye ederek, yeni bir hisse yapılanmasına gittiler. Bu şekilde şirketlerin kontrolünü ve devam etmekte olan işleyişi kontrol altına alabildik. Finansal anlamda çok büyük uğraş verdik, ancak sonunda istikrar, referanslarda açıklık ve Grubun yönlendirilmesi ve yönetilmesinde sürekliliği yeniden sağlamış olduk».

Ve sonra büyük bir durgunluk dönemi baş gösterdi. Bunu nasıl aştınız?

«Sıkı çalışma, ürün ve proses inovasyonu ve uluslararasılaştırma süreci ile. Kriz öncesinde Baltur’un cirosu iç piyasada %70 ve dış piyasada %30 civarındaydı. Bugün bu oranlar tersine dönmüş durumda. %70’den fazla ihracatımız bulunmakta özellikle de şu an piyasanın liderleri arasında olduğumuz Çin’e çok fazla ihracat yapıyoruz. Geçmişte orada üretim yapma olasılığını da araştırdık ancak sonunda Baltur’un gerçek bir “Made in Italy” olarak kalmasına karar verdik».

Başka bir talih kuşu mu?

«Hayır. Brülörler basit makineler gibi görünüyorlar, ancak gerçekte öyle değiller. Ve enerji tasarrufu, güvenlik, hava ve gürültü kirliliği ile ilgili her geçen gün daha sıkı hale gelen düzenlemeler, bizi sürekli olarak daha fazla inovasyona yatırım yapmaya itiyor. Kısacası, mükemmel performans için yurt dışında çok ter döktük ve Riello ve Ariston Thermo ve benzeri büyük İtalyan rakipler, pazar lideri olan Alman/Avrupa Kuzey devleri ile sahada mücadele ederek bu performansların hepsini de edindik».

“Made in Germany” panzeri ile nasıl savaşılır, sizce?

«Esneklik sayesinde. Biz kişiselleştirilmiş ürün tedarik edebiliyoruz, teslimat süreleri konusunda çok daha esneğiz, kişiye uygun hizmet sunma konusunda daha iyiyiz ve ürünün işlevselliği yanında tasarımından da ödün vermiyoruz. Büyük boyut onların gücü, ancak aynı zamanda zayıf yönleri de. Çünkü daha sert, sağlam kılmak için daha karmaşık bir düzenleme yapmaya mecbur bırakır».

«Yani ilk hedefiniz büyüme mi?

«Büyüme hedefi olmadan olmaz. Geçen yıl Baltur, yine %9 civarında bir FVÖK ile %10 oranında büyüdü; Bu yıl da +15/%20’lik bir ciro amaçlıyoruz. Çok sağlam ve karlı ilerliyoruz: Bu nedenle sürelerle ilgili kendimizi zorlama gereği duymuyoruz. Biz kalite ve yenilik ile rakiplerin pazar payını yavaş yavaş elde ederek, kendi ayaklarımız üzerinde ve sınırlarımızın içinde, yapısal büyümeyi tercih ediyoruz».

Bu, devir alımlarla ilgilenmediğiniz anlamına mı geliyor?

«Şimdilik hayır. Ama geleceği ipotek ettirmek istemiyorum. Görüyorsunuz, 80 yaşına ulaştıysak, günün koşullarına uygun stratejiler benimsediğimizdendir, hiçbir zaman ayağımızın yapabileceğinden daha uzun adım atmadık... Bunlar hep dedemiz Augusto’nun bize öğrettikleri».

İleriye dönük ve ihtiyatlı. Ancak rafa kaldırdığınız bir rüyanız yok mu?

«Bir sürü projemiz var, evet. Tüm ürün yelpazesini yeniliyoruz ve bu zaten başlı başına cironun %4-5’ine denk gelen bir tutarın sistematik yatırımlarla araştırma ve geliştirmeye aktarılmasını gerektiriyor. Ayrıca bu yıl, 5 milyon euro tutarında ek bir yatırım ile araştırma ve test laboratuvarımızı genişleteceğiz. Dünyadaki en büyük ve gelişmiş laboratuvarlardan biri olacak. Önümüzdeki iki/üç yıl içerisinde, robotize edilmiş montaj hatları, tüm şirket fonksiyonlarının yüksek oranda dijitalleştirilmesi, kendi arasında iletişim ve insanlar etkileşim kurabilen akıllı makineler ile üretim sürecini 4.0 endüstri standartlarına göre köklü bir biçimde değiştireceğiz. Ayrıca ürünler de daha akıllı hale gelecekler ve dünya üzerindeki tüm müşterilerimizde bulunan ürünleri uzaktan izleyip, yönetebilir hale geleceğiz».

Fava Spa’ya da biraz değinmeden geçmek olmaz sanıyorum, ne dersiniz? Ya da şirketin kalbi olan ailenize.

«Ailedeki sorumluluk paylaşımını babam üstlenmiş durumda ve Fava Spa’nın sorumluluğu kardeşimde. Ben Relfin Holding’in CEO’su olsam da oradaki işlerle ilgilenmeden yapamıyorum. Baltur yükselişte olan orta ölçekli bir şirket olmasına rağmen, Fava yıllardır makarna imalat ekipmanları alanında dünya pazarındaki %40’lık bir oran ile lider konumundadır. Tabii bu sektörde de dalgaların tepesinde kalabilmek için inovasyon şarttır, ancak bu alanda teknik anlamda dahi olan babam ve çok iyi bir CEO olan kardeşim var».

Siz Baltur’da CEO ve genel müdürsünüz. Hiç yönetici bir yapı oluşturmayı düşündünüz mü?

«Tabii ki, yaptık bile. İki binli yılların başında bana bağlı olarak çalışan mükemmel bir yönetici ekibi oluşturdum ve bu yöneticiler şirkette kilit işlevlere sahipler».

Peki ya bir varisiniz olmazsa?

«Ben 54 yaşındayım ve kardeşim 56. Henüz hepsi çok küçük ancak benim iki çocuğum ve onun iki çocuğu arasından, girişimci eğilimleri olan birisi çıkacak mı görmek için halen vaktimiz var sanıyorum. Eğer bir varisimiz olmazsa, işletmede ve işçiler için sürekliliği sağlayacak bir alıcı seçerek, ciddi bir şekilde sahneden çekilmemiz gerektiğini düşünürüm».

Siz Ferrara bölgesi şirketleri derneğinin eski başkanısınız. Geriye dönüp baktığınızda herhangi bir pişmanlık, görüş değişiklikleri var mı?

«Bir pişmanlık var. Ferrara’ya çok ağır zararlar vermiş olan krizin en kötü yıllarında başkan olmuş olmak. Sonra 2012 depremini ve ülkenin en önemli bankalarından olan üzücü CARIFE olayını da unutmamak gerekir. Yine de dernek görevi ile ilgili herhangi bir pişmanlığım yok, benim açımdan faydalı ve eğitici bir deneyim oldu, aynı zamanda dikkate değer bir çaba gösterdim, yani elimden geleni yaptım. Şimdi arkadaşlarım ve meslektaşlarım Alberto Vacchi ve Pietro Ferrari ile yürüteceğimiz Ferrara, Modena ve Bologna bölgelerini birleştirme projemiz var. Bunun Ferrara işletmeleri için mükemmel bir fırsat olacağına eminim».

“Almanların üstesinden gelmek için esnek olmak”
Cookies help us deliver our services. Using these services, you agree to the use of cookies on our part. Info